17 Mayıs 2016 Salı

Nefis bir piyano resitali sonrası 3 günlük bir müzik arası ve ardından Türkiye'nin ilk bakır nefesli beşlisini izlemek...


Havalar, iyice ısındı. Mevsim artık yaza dönüyor. Öyle olunca da, peş peşe izleme olanağı bulduğum konserlere "tatil molası" verme zamanı geliyor demektir. Zira programlar, bu dönemde kışa kadar bir duraksama yaşıyor.
İşte, ben de  sezonun son konserlerinden ikisini bir arada sizlerle paylaşıyorum...


Yorumcu ve besteci Paul Badura-Skoda, Viyana geleneğinin prestijli geçmişinin kazanımlarını müzik biliminin en son ve önemli keşifleriyle karşılaştırarak üstlenen günümüzdeki en bilinen temsilcisi sayılıyor.

Paul Badura-Skoda'nın kariyeri, medyanın etkilerinin henüz bu denli belirleyici olmadığı bir dönemde, konser turlarıyla ve plak kayıtlarında yeni tekniklerin sunduğu olanakların bir araya gelmesi ile yükselmeye başlamış. Sanatçı plağı bir tanıtım aracı olarak kullanmayı başarmış...



Paul Badura-Skoda, Edwin Fischer’in öğrencisiyken, kısa zamanda asistanı olmuş.  1950’li yıllarda, partnerleri Furtwängler, Karajan, Scherchen, Krips, Schuricht, Kubelik gibi isimler olmuş.  
Yani, Badura-Skoda Viyana’da iyice oturmuş bir gelenekten geliyor...



Badura-Skoda; alanında bilimsel çalışmalara eğilmiş bir müzik kişisi. El yazısı metinleri ve orijinal baskıları incelemiş.  Kütüphanelerde yürüttüğü çalışmalarında, unutulmuş partisyonlar bulmuş, özel dergilerde makaleler yayınlamış.

Mozart ve Bach hakkında belgeli çalışmalar kaleme almış. Ancak, adının yorumlama tarihinin çok önemli bir aşamasıyla birlikte anılmasına neden olan en önemli inisiyatiflerinden biri, 1948 yılında zamanın müzik aletlerini keşfetmesi olmuş...



Paul Badura-Skoda, yorumcu, aynı zamanda besteci. 
Badura_Skoda, zamanının dilinde yazılmış orijinal eserlerin yanında, Schubert veya Mozart’ın    -sol el için yazılmış olduğundan bir kısmı eksik olan,- 'Taç Giyme Töreni Konçertosu' gibi bitmemiş eserlerini de tamamlamış. 

Paul Badura-Skoda'nın,  gençlere sabırla aktarmaya çalıştığı bilgilerle bezeli müzik eğitiminde  kullandığı şu ifade, sanatçının titiz çabasının da ipuçlarını veriyor gibi:  

“Müzik çalmadan önce, güzel bir ses hayal etmek gerekir ve güzel bir sesin ne olduğunu öğrenmek için, büyük piyanistleri dinlemek gerekir. Cortot’yu dinleyin: piyanoya hiç vurmazdı. Çok farklı teknikleri olmasına rağmen, büyük piyanistler, Cortot, Kempff, Horowitz, aynı yöntemi kullanır: Melodiyi çalmak için büyük baskı uygularlar, parmaklar klavyeye çok yakındır ancak asla vurmazlar...


İşte bu önemli sanatçı, zarifliği, piyanoya hakimiyeti ve usta işi yumuşak dokunuşlarıyla büyük hazlar yaşattığı biz izleyenleriyle  şu eserleri paylaştı:


» » Paul Badura-Skoda 

» W. A. Mozart: Fantasy D minör, K 397
» W. A. Mozart: Sonata A minör K 310
» F. Schubert: 4 Impromptus op. 90 D 899
» F. Martin: Fantasy over Flamenco Rhythms
» L. van Beethoven: Sonata in D minör op. 111  



[Notre Dame de Sion (NDS) LisesiHarbiye-İstanbul, 7 Mayıs  2016]


* * *



» » Golden Horn Brass Quintett...



"Golden Horn Brass Quintett" Konservatuvar müzik eğitimi almış ve yaşamlarını klasik müzik sanatçısı olarak halen Senfoni orkestrası, Opera orkestrası ve Devlet konservatuvarında hocalık yaparak sürdürmekte olan  5 müzisyen...


» Trompet: Julian Lupu & Renato Lupu

» Korno: Begüm Azimzade

» Tuba: Sinan Şirin

» Trombon: Emre Berbergil 


 Klasik, jazz, pop, Anadolu ezgileri ve tüm bu türleri kendi üslubu ile birleştiren ve iki trompet, bir korno, bir trombon ve bir tuba’dan oluşan Türkiye’nin ilk bakır nefesli beşlisi (brass kenteti), alışılmışın dışında değişik bir tınıyı sundu bizlere...

Dünyada böyle bir grup için yeterli sayıda eser bulunmadığını bile bile,  kendi ifadeleriyle ’zor ve güzel olanı'  seçmişler.
Aynı yaklaşımdaki bu beş müzisyen, hem günümüzün Türkiyeli  bestecilerinden yararlanıyor, hem de baroktan, caza müzik literatüründeki önemli eserleri kendi grupları için aranje ettirerek varlıklarını sürdürüyorlarmış. 



’Bakır nefesli enstrümanları’ konserler aracılığıyla daha yaygın ve tanınır hale getirmek amacıyla Begüm Gökmen Azimzade tarafından 2004 yılında kurulan
"Golden Horn Brass Quintett"; amaç birlikteliklerini 'bakır nefesli enstrümanların farklı birlikteliklerinin, yeni tını arayışındaki müziğe ve öncelikle de Türkiyeli  dinleyiciye  yeni bir algı ve soluk getirmek' olarak belirlemiş...


Neler dinledik?

- El gato montes
- Classic medley
- Turkish rondo
- Russian fantasy
- La cumparsita
- Pink panther
- Michael Jackson medley
-Yesterday

- Uzun ince bir yoldayım
- Çayelinden öteyi
- Ah bir ateş ver
- Habu diyar
- Zeytinyağlı yiyemem
- Kızılcıklar oldu mu
- Dere geliyor
- Nihavend longa..



[Notre Dame de Sion (NDS) LisesiHarbiye-İstanbul, 10 Mayıs  2016]




* * *



=========================================






11 Mayıs 2016 Çarşamba

Bu kez, 1675 yılı yapımı kemanıyla Pelin H. Akın ve şef Orçun Orçunsel'li Orchestra’Sion'layız..


Saray tarafından dayatılan rejimce özel olarak çoraklaştırılan kültür sanat ortamında, yakaladığım fırsatları, aldığım hazzı sizlerle de paylaşıyorum sürekli. Boğucu, bunaltıcı 'memleket ortamı'nda aldığım soluğu, can simidi gibi çevremdekilere de uzatmaya çalışıyorum...


Borusan Holding tarafından kendisine kullanım hakkı verilen 1675 yılı yapımı (Cremona) bir 'Francesco Ruggieri' kemanla; bu geceki konserin ilk bölümünde alkışlanası bir performans sergileyen Pelin Halkacı Akın'ı  arkasında, Orçun Orçunsel yönetimindeki 'Orchestra’Sion' ile birlikte izledik.

Şef: Orçun Orçunsel
Solist: Pelin Halkacı Akın (Keman)
Konzertmeister: Nilay Sancar.


Programda; sanatçılar, Giocomo Puccini'den Krizante, Astor Piazzolla'dan ise; Buenos Aires’te Dört Mevsim (İlkbahar / Yaz / Sonbahar / Kış bölümleri.) eserlerini seslendirdiler.

İlk bölümün ardından,  program Orchestra’Sion'un Edward Elgar'dan Serenad op.20, Joaquín Turina'dan La oración del torero Op.34 ve Béla Bartók'tan  Romen Dansları ile devam etti...


» » Pelin Halkacı Akın: (Keman) 

Keman eğitimine sekiz yaşında Prof. Nuri İyicil ile başlamış ve İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarından 1995 yılında mezun olmuş.
1997 yılından beri sürdürdüğü solistlik kariyerinin yanı sıra alanında kendisini geliştiren sanatçı, Prof. Jean Fournier’in “Salzburg Mozarteum Sommerakademie”de ve İstanbul’da yaptığı masterclass’lara katılmış. 

Ardından,  sonra da İsrail’deki “Keshet Eilon Violin Masterclasses”a üç yıl art arda katılıp burada Shlomo Mintz, Ida Haendel, Vadim Gluzman ve Ani Schnarch ile çalıştı. 2003 yılında da yine aynı kursa asistan öğretmen olarak davet edilmiş.

Türkiye’de de Uluslararası İstanbul, Ankara ve Eskişehir Müzik Festivallerinde ve birçok değişik şehirde resitaller vermiş.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, İstanbul, Antalya, Bursa ve Çukurova Devlet Senfoni Orkestraları, Borusan İstanbul Filarmoni, C.R.R. ve Eskişehir Senfoni Orkestraları vb. ile konserler vermiş.

2011 yılında akademik kariyerinde Profesörlüğe yükselen sanatçı,  halen öğretim üyesi olarak Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarında çalışıyor ve 'Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın baş kemancılığı görevini sürdürüyor.
Pelin Halkacı Akın, katıldığı konserlerde Borusan Holding tarafından kendisine kullanım hakkı verilen 1675 (Cremona) yapımı bir 'Francesco Ruggieri' kemanla çalıyor...

* * *


» » Orçun Orçunsel: (Orkestra Şefi)

İstanbul’da doğdu, 4 yaşında İstanbul Üniversitesi Konservatuvarında piyano çalışmalarına başladı ve 2004’te MSGSÜ Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümünden Zeynep Yamantürk ile çalışarak mezun olmuş.

 Ali Darmar ve Ayşegül Sarıca ile çalışmalarının yanı sıra, Stephen Kovacevich’in çalıştaylarına katıldı. 2007’de Salzburg Yaz Akademisinde K.H.Kammerling ile de çalışmış.


Kompozisyon çalışmalarına 8 yaşında başlamış, bu yönde kendini geliştirmiş.
Orkestra şefliği çalışmalarına Gürer Aykal ile başlayan Orçunsel, 2007 yılından itibaren DESO, CRR Senfoni Orkestrası, Antalya ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Mersin Oda Orkestrası ve Budapeşte Radyo Senfoni Orkestrası’nı yönetmiş.
2008’den bu yana, İstanbul’da kurmuş olduğu Orchestra’Sion ile düzenli konserler veren Orçun Orçunsel, bu orkestranın daimi şefliğini ve Genel Sanat Yönetmenliğini yapıyor. 
Orçunsel, bir yandan bu orkestra ile dünya çapındaki büyük virtüözleri de ağırlamayı sürdürüyor.


* * *

» » Orchestra’Sion: (Oda Orkestrası)

Orchestra’Sion’un ortaya çıkmasında genç bir orkestra şefi ve piyanist ile kapılarını ve eğitimini müziğe açmak isteyen Notre Dame de Sion (NDS) Lisesinin bir araya gelmesi rol oynamış.
Notre Dame de Sion’un desteği ve daimî şefi olan Orçun Orçunsel’in girişimi ile kurulan NDS Oda Orkestrası, ilk konserlerini 2008 yılında vermiş.
NDS Oda Orkestrası, topladığı beğeni ve kazandığı süreklilik ile 2010 yılında 'Orchestra’Sion' adını almış...

Konzertmeister Rüstem Mustafa ve  seçkin, profesyonel genç
müzisyenlerden oluşan orkestra; oda müziğinden, senfonik orkestraya genişleyen kadrosuyla,Türkiye’deki kültür sanat yaşamına katkı sunmayı sürdürüyor.

Orkestra, bugüne dek Andrei Gavrilov, Dimiri Ashkenazy, Ayşegül Sarıca, Ali Poyrazoğlu, Borusan Quartet, Toros Can, Bülent Evcil, Özcan Ulucan, Cihat Aşkın gibi Türkiye’nin ve dünyanın en önde gelen sanatçılarıyla birlikte konserler vermiş.


Orchestra’Sion; felsefe teorisyeni, düşünür olmasının yanı sıra aynı zamanda bir opera bestecisi olan Jean-Jacques Rousseau (1712 Cenevre-1778 Paris)’nun 2012 yılında gerçekleştirilen "300. Doğum Yıldönümü" etkinlikleri kapsamında, Rousseau'nun hem yazıp hem müziklerini bestelediği "Köyün Kâhini" operasının Türkiye’deki ilk seslendirilişini ünlü Fransız barok topluluğu "Les Paladins" ile birlikte gerçekleştirmiş...


[Notre Dame de Sion (NDS) LisesiHarbiye-İstanbul, 30 Nisan 2016]




* * *



=========================================








7 Mayıs 2016 Cumartesi

'Paris Ars Antiqua' müzik topluluğuyla bu kez, Ortaçağ ve Rönesans müziğine uzandık...

Son zamanlarda izlediğim en ilginç konserdi desem yanıltıcı ve abartılı olmaz.
Barok dönemde sıkça dolaşırken bu gece, 'Paris Ars Antiqua' topluluğu sayesinde; birden çok ama, sahiden çok daha gerilere uzandık. Tabii etkinliği düzenleyen NDS Lisesi'ni de unutmamak lazım.



Paris Ars Antiqua müzik topluluğu, İspanyol Müziğinin Altın Çağı ve Elizabet Müziği ile Shakespeare dönemi dahil, 13. yüzyıl başlarından 17. yüzyıla uzanan Avrupa müziğini yeniden yaşatmaya soyunmuş.   Bunu dönemin çalgıları ile çok da başarılı olarak yapıyor. Tanıklık ettim. 



1965 yılında  kurulmuş olan bu topluluk, düzenli olarak dünyada gerçekleşen alanında en önemlisi sayılan tüm festivallere katılıyormuş. Avrupa, ABD, Uzak Doğu, Afrika ve Güney Amerika’da turnelere çıkıyormuş. 

NDS'nin düzenlediği bu etkinlik sayesinde bu topluluğu tanımış oldum.


Paris Ars Antiqua grubu; Şili, Yunanistan, İspanya, Meksika'da gerçekleştirdiği konseri, bu ülkelerde gerçekleşen onlarca konser arasında 2011 yılında, "Uluslararası En İyi Konser Ödülü"ne layık görülmüş.   

İstanbul konserleri grubun şu üyelerinin katılımı ile gerçekleşti.

» » Joseph Sage: Kontrtenor, perküsyon, zil

» » Robin Troman: Blok flüt

» » Thierry Meunier: Lavta, viola da gamba

» » Jean-Marie Poirier: Guiterne


Topluluk, konserde dönemlere göre şu  eserlere yer verip seslendirdi.

» » Ortaçağ Fransa’sının saz şairleri, halk ozanları:

» Verais lums e clartats (Guiraut de Borneilh)
» Sumer is icumen in (13. yüzyıl anonim )
» Comment qu’a moy lonteinne (Guillaume de Machaut)
» Or est baiars (Adam de la Halle)
» Istampitta Ghaetta (14. yüzyıl anonim )
» Sire Cuens j’ai vièlé (Colin Muset)



» » Burgonya Sarayında müzik (15. yüzyıl):

» Mon cher amy (Guillaume Dufay)
» La Perontina (Robert Morton)
» J’ai mis mon cœur et ma pensée (Guillaume Dufay)



» » İspanyol Müziğinin Altın Çağı (16. yüzyıl):

» Propîñan de melyor (Anonim)
» Si viesse (Alonso Mudarra)
» Recercada primera e seconda (Diego Ortiz)
» Et in spiritum sanctum (Vallderrabano)
» Aquel cavallero madre (Anonim )
» Guardame las vacas (Phalèse)
» Pase el agoa (Anonim)



» » 16. ve 17. yüzyıl Fransız Müziği:

» Branle de la Torche (Prætorius)
» Ma bergère non légère (Gabriel Bataille)
» Les Bouffons 1 & 2 (Phalèse - Gorlier)
» La chanson du bouvier (anonim)
» La suave melodia e corrente (Andrea Falconieri)
» J’ai bien mal choisi (Nicolas de la Grotte)
» Est-ce Mars (Guedron-Van Eyck)
» Paul’s Steeple (Playford)
» Le rossignol (Van Eyck)
» Un satyre cornu (Gabriel bataille)


* *


[Notre Dame de Sion (NDS) LisesiHarbiye-İstanbul, 5 Mayıs 2016]





Yalçın Ergündoğan



* * *


========================================================





4 Mayıs 2016 Çarşamba

'Shakespeare 400': Edebiyat ve müzikle iç içe bir gün...


“SHAKESPEARE 400”


Biliyorsunuz, bu yıl İngiliz dilinin en büyük yazarı W. Shakespeare, 400. ölüm yıldönümünde dünya çapında sanatsal ve kültürel etkinliklerle anılıyor.
Shakespeare'in -kabul edilen- doğum günü ve de ölüm tarihi olan 23 Nisan'da İstanbul İngiltere Başkonsolosluğu'nun Pera Balo Salonu'nda Quill Prodüksiyonca düzenlenen bir 'Shakespeare konseri' verileceğini öğrenince heyecanlandım doğrusu. 


Adetim olduğu üzere hemen notumu aldım.
O gün geldiğinde de bana da pek uzak mesafede olmayan İngiltere Başkonsolosluğu'nun yolunu tuttum.

Eh haliyle, hele söz konusu İngiltere konsolosluğu olunca , kolayca girilemeyeceğini önceden kestiriyordum. Konseri izleyeceklerin isimleri önceden konsolosluğa bildirilmişti. Kapıdaki görevlilere kimliklerimizi verdik. 

Listedeki adlarla kimlik kontrolü, elektronik arama, eski usül elle arama, kameraya yüz gösterme, kapı önünde kontrolden geçenlerle gruplaşma ve bir erkek ve bir kadın görevli refakatinde bahçeden, konserin yapılacağı salona doğru ilerleyiş...

Ohh. Neyse ki, bol oksijenli, türlü çeşitli ağaç ve bitkilerle bezeli, mis kokulu bahçeden ağır adımlarla ilerleyerek konserin yapılacağı salona eriştik...


* *

William Shakespeare (26 Nisan 1564 (vaftiz) – 23 Nisan 1616), aslen Snitterfield'lı olan belediye meclisi üyesi ve deri eşya tüccarı John Shakespeare ile varlıklı bir toprak sahibi çiftçinin kızı Mary Arden'ın oğludur.
Stratford-upon-Avon'da doğdu ve burada 26 Nisan 1564'te vaftiz edildi. Gerçek doğum günü bilinmemekle birlikte, geleneksel olarak 23 Nisan'da, Đurdevdan'da doğduğu söylenir ve öyle kabul edilir.



William Shakespeare, İngilizce'nin en büyüğü ve dünyanın seçkin drama yazarı kabul edilen İngiliz şairi, oyun yazarı ve oyuncusudur. Günümüze ulaşan eserleri, bazı ortaklaşa yazılanlarla birlikte 38 oyun, 154 sone, iki uzun öykü şiir ve çeşitli şiirlerden oluşur. Oyunları bütün büyük dillere çevrilmiş ve diğer bütün oyun yazarlarından daha çok sahnelenmiştir. Shakespeare bilinen eserlerinin çoğunu 1589 ile 1613 yılları arasındaki zaman diliminde üretmiş. İngilizce'nin en iyi ürünlerinden kabul edilen Hamlet, Kral Lear, Othello, ve Macbeth'i de bu dönemde yazmıştır...

* * *

Geçmiş dönemden, modern döneme uzanan bir yelpazede CorISTAnbul Oda Korosu ve konserin konuk sanatçıları  soprano Natali Boğosyan ile kontrtenor Kaan Buldular'ın solo ve düetleriyle bezeli bir Shakespeare konseri izlemeye hazırdık artık.


Konser programında olan, CorISTAnbul Oda Korosu kurucu direktörü ve şefi Arda Ardaşes Agoşyan'ın bestelediği ve dünya prömiyeri 2011 yılında Hamburglu Ensemble Vokal ile gerçekleşen, kontrbas solo ve karma koro için "Romeo ve Juliet" konçertosunu da bu görkemli mekanda dinleyecektik üstelik... 



Ama, o ne? Konserin başlangıç saati gelmiş, geçiyordu. Tahmin ettiğim olmuştu. Konseri izlemeye gelenlerin, konsolosluk kapısındaki  arama/taramaları henüz bitmemişti. Konserin başlaması biraz gecikecekti...
Biraz gecikmeyle seyircilerin yerlerini alması süreci tamamlandı, salon hınca hınç doldu ve program başladı.



CorISTAnbul Oda Korosu kurucu direktörü ve şefi Arda Ardaşes Agoşyan; "bugün bu konseri vermemizin sebebi Shakespeare. 23 Nisan Shakespeare’in hem doğum günü hem de vefat günü; 23 Nisan 2016 ise Shakespeare’in vefatının tam 400. yıldönümü. 400 yıl önce yine bir Cumartesi günü hayata veda etmiş. Konserimizin başlığı da bu yüzden Shakespeare 400" diyerek yaptığı sunum konuşmasında; Shakespeare'in "dünyanın gördüğü en büyük hikaye anlatıcısı" olduğunu, "komedi, trajedi, tarih, macera, aşk hikayesi, masal dahil, insana dair ne varsa; aşk, kıskançlık, belirsizlik, iktidar hırsı gibi" her şeyi yazdığına vurgu yaptı.



Sunum konuşmasında, konser hakkında da bilgi veren  Agoşyan  konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı:

"Bugün dinleyeceğiniz eserlerin tümü Shakespeare’in sonelerinden ya da tiyatro eserlerinden seçilmiş sözler üstüne bestelenmiş. Seçtiğimiz program da geçmişin bestecileriyle günümüz bestecilerini bağlıyor, aynen Shakespeare’in yaptığı gibi. Konseri Romeo Jüliet’in sözleri üzerine bestelediğim konçertoyla kapatıyoruz. Bu eserin benim için ayrı bir anlamı var. Dünyada koro ve kontrbas için yazılmış tek eser..."



Konserde seslendirilen eserleri de şöyle sıralayabilirim:

» »  "Full Fathom Five" (1951)
Beste: Ralph Vaughan Williams, Three Shakespeare Songs
Söz: W. Shakespeare, Fırtına, I. Perde 2. Sahne


» » "It was a Lover and his Lass" (1590)
Beste: Thomas Morley
Söz: W. Shakespeare, Size Nasıl Geliyorsa, V. Perde 3. Sahne





» »  "Good Night" (2009)
Beste: Lorenz Maierhofer
Söz: W. Shakespeare, Romeo Jüliet, II. Perde 2. Sahne


» »  "It was a Lover and His Lass"
Beste: Matthew Harris, Two Shakespeare Songs
Söz: W. Shakespeare, Size Nasıl Geliyorsa, V. Perde 3. Sahne




» »  "Blow, Blow, Thou winter wind" (1937-41)
Beste: Erich Wolfgang Korngold, 4 Lieder nach Shakespeare, Op. 31
Söz: W. Shakespeare, Size Nasıl Geliyorsa, II. Perde 7. Sahne
» Soprano solo: Natali Boğosyan




» »  "Fear no more the heat o' the sun" (1921)
Beste: Roger Quilter, Five Shakespeare Songs
Söz: W. Shakespeare, Cymbeline, IV. Perde 2. Sahne
» Kontrtenor solo: Kaan Buldular




» »  "It was a Lover and his Lass"
Beste: Ralph Vaughan Williams
Söz: W. Shakespeare, Size Nasıl Geliyorsa, V. Perde 3. Sahne
» Natali Boğosyan & Kaan Buldular




» »  1. Music to hear (8. Sone) (1961)
        2. No longer mourn (71. Sone)
        3. The little love-god (154. Sone)
        4. When my love swears (138. Sone)

Beste: Oscar van Hemel, Four Shakespeare Sonnets
Söz: W. Shakespeare, Soneler





» »  Romeo and Juliet, concerto for double bass solo and mixed choir (2011)
Beste: Arda Ardaşes Agoşyan
Söz: W. Shakespeare, Romeo Juliet
Kontrbas solo: Arda Ardaşes Agoşyan
Şef: Natali Boğosyan


* * 

Gene kentin ve ülkenin karmaşasından bir an için kurtulup; bu kez; CorISTAnbul Oda Korosu, Natali  Boğosyan ve Kaan Buldular ile anavatanının İstanbul'daki topraklarında, İngiliz Başkonsolosluğunun görkemli binasında, huzur veren, akustiği de iyi bir salonda edebiyat ve müzikle Shakespeare'i andık.

Keşke bitmeseydi demiştik ama, her güzel rüya gibi, konser de bitti...





[İstanbul İngiltere Başkonsolosluğu, 23 Nisan 2016]






* * *


Yalçın Ergündoğan
 X: @Y_Ergundogan    Threads:  @Yergundogan
Mastodon:  @Yergundogan    E-Posta: yalcin.ergundogan@gmail.com


_________________________________